|
Bilim adamları diyor ki;
Tabiatta rastlanan her taşın altını kaldırıp bakmalıdır. Çünkü gerçeğe
bazen caddelerde değil, patika yollarda raslanır. BACON
SOKRAT: - Ey Aristo! Kâinatın yaratılışındaki hikmeti görmüyor
musun? O'nun her yarattığı eser, sanat ve intizamı haykırıyor. - Ey
Aristo! Eğer biz sonsuz ilim sahibi bir kudretin eseri olmasaydık,
belki de ağzımız besinlerin çıkış noktasına yakın olurdu.
İlim adamlarının
hesaplarındaki inceliğe hayran oluyoruz. Uzay araçları, kontrol
merkezindeki uzmanların hesap ettiği gibi tam zamanında aya
inebiliyor. Fakat bizler, ayınsa o noktaya tam zamanında geldiğini
neden düşünmüyoruz. Apollo 11'in astronotlarınsa Edwin Aldrin'in
sözleri ise şöyle: Göklerine senin yarattıklarına ve yerli yerine
koyduğun ay ve yıldızlara bakarken şöyle sesleniyorum. Yüce Rabbim!
İnsan nedir ki? kâinatta bir nokta... Fakat SEN ona ne kadar da önem
veriyorsun.
|
|
OSCAR
VILDE: "İnanmak, tam bir teslimiyetle inanmak, meğer ne kadar büyük
bir mutlulukmuş. Hayatımı boş şüphelerle harcadığım için ne kadar
akılsızlık etmişim.
PASCAL: Şüphesiz ki, Allah vardır. Ancak insan o
küçücük zekasıyla Allah'ın varlığını tam olarak idrak edemez.
Zekânın, mutlak varlığa gidiş yolunda yapacağı en namuslu iş,
kendisini tahrip etmek olacaktır. PASTOR: Mikroplardaki ince sanatı
gördükten sonra, sonsuz bir ilim sahibinin varlığına inanmamak
mümkün mü?
KANT: Görülen her varlık, görünmeyen yaratıcımızın bir tür gölgesidir.
İnsanlar hakikati görmek zorundadır, fakat nedense böyle bir nimet
itilir. Tıpkı güvercinin uçmak için, onu uçuran havayı itmesi gibi.
EINSTEİN: Rabbimizi, elbette göremiyoruz. Çünkü sonsuz boyutları
bilemiyoruz. Ancak O'nun varlığı muhakkaktır ve bizleri bir vazifeyle
yaratmıştır.
EDİSON: -Hiçbir keşif, otların toprağı yarıp çıkması
kadar muhteşem değildir. Çünkü otlar bana göre, Allah'ın en büyük
mucizesidir. sahibinin varlığına inanamamak mümkün mü?
PROF. FILKENSTEIN: Zekâ kendini idrak edemez. Son noktasındaki idraki idrak
edecek bir zeka lazım ki, bu da nacak Rabbimize ait olabilir.
UZAY - Uzayın akıl
almaz derinlikleri içinde güneşimiz gibi 200 milyar güneşi ihtiva
eden Samanyolu Galaksisi'nde yaşıyoruz. Saman yolu ise, varlığı
hesaplanan 100 milyar galaksiden sadece bir tanesidir. - İşte bu
ihtişamlı âlemin sonsuz denebilecek uzaklıklarına, insan aklı bir
ölçü getirmek istemiş ve saniyede 300 bin km. hızla yol alan ışık
dalgalarının, bir yıl boyunca kat ettiği akla sığmaz mesafe birim
kabul edilerek, "Işık Yılı" ifadesi ortaya çıkmıştır. - Işık hızının,
18 Ekim 1972'de kesin tespitiyle de, bu ölçü ancak çok yakın
tarihlerde ilmen fiziğe girmiştir: - Oysa insanları tefekküre sevk
etmek için söylediği bir hadisinde, Peygamberimizin "Işık Yılı"
kavramını (Sene- tun-nûr) tâbiriyle, tâ 14 asır önce kullandığını
hayretle görmekteyiz. - Önemli bir nokta da efendimizin ışık
mânâsına "Ziya" değil de "Nûr" kelimesini tercihidir. Mübarek
dudaklarından hikmetsiz bir hece bile çıkmamış o yüce Zât'ın,
böylece ilme yeni ufuklar açtığını görüşündeyiz
Uzaya ilk
adım atan bilim adamlarımızdan Edwın Aldrin gördüğü bir hakikati
söyle anlatıyor: Bilindiği gibi ışık, saniyede 300.000 kilometre yol
katediyor, yâni bir saniyede dünyanın etrafını yedi defa
dolaşıyordu.Güneş sisteminin ne muazzam bir manevra meydanı olduğunu,
bilmem idrak edebiliyor musunuz? Yarabbim, ne baş döndürücü bir
büyüklük? Fezadaki yıldız denilen o muhteşem füzelerin hızlarını ve
hareketlerini, bizim yaptıklarınızla mukayese edersek, ne kadar
zavallı kalıyoruz? Acaba bizler, füzelere uzaktan kumandaa eden bir
kuvvetin tesirlerini, son derede net bir şekilde görüp kabul ederken,
güneşi ve bütün yıldızları, o sonsuz boşlukta pervane gibi
dolaştıran kudreti nasıl inkar edebiliriz? Bazen ufacık füzelere
dahi hakim olamazken, o akılalmaz hız ve büyüklükteki yüzmilyarlarca
kütlenin, en ufak bir hata dahi yapılmazdan gezdirilmesine nasıl
tesadüf diyeceğiz? Ben şahsım adına, şunları söylemekle yetineceğim:
Fezaya çıkıp o muhteşem manevra meydanını gördükten sonra, tesadüf
kelimesini ağzıma almaktan utanıyorum.
HAKİKATİ ARAYAN, MUTLAKA İSLAMI BULACAKTIR. GERÇEKTEN DE
TAASSUBLARIN KIRILMAYA BAŞLAYARAK AKIL VE İLMİN HÜKMETTİĞİ
GÜNÜMÜZDE, İSLAMİYET HIZLA YAYILMAKTA VE HIRİSTİYAN ALEMİ, DÜNYA
ÇAPINDAKİ İLİM ADMLARININ BİRER BİRER MÜSLÜMAN OLMASIYLA
SARSILMAKTADIR.
ALLAH, HERKESİN NE YAPACAĞINI BİLİR. FAKAT İRADEYİ YARATAN DA O'DUR.
İNSANA İRADE HÜRRİYETİ VERMİŞTİR. KADERİ TAKDİR EDERKEN, İNSANIN
NEYİ TERCİH EDECEĞİNİ BİLMİŞ ONA GÖRE YAZMIŞTIR. BİLMEK İSE, "YAPMAK,"
DEMEK DEĞİLDİR. BİR HAREKETİN OLMASI İÇİN İLMİN YANINDA İFADENİN VE
KUDRETİN DE BULUNMASI GEREKİR. EĞER ALLAH, İNSANIN KADERİNDEKİNİ
BİLİRKEN İRADE DE ETSEYDİ, O ZAMAN KULUN YAPABİLECEĞİ BİR İŞ
KALMAZDI.
|