SİZLERE MÜJDE! BİZLERE MEKTUPLAR VAR. HEMDE ÖYLE BİR YERDEN VE ÖYLE KİŞİDEN GELİYOR Kİ BİZİ YOKLUKTAN ÇIKARAN BİZİ VAR EDEN BİZE DEĞER VEREN, BİZİ MUHATAP KABUL EDEN VE BİZE VAAD ETTİĞİ CENNETİNE TEKRAR ALACAK OLAN SAHİBİMİZ, MALİKİMİZ, YARATICIMIZ, BİR TEK SEVDİĞİMİZ KİŞİDEN ALLAH'IMIZDAN MEKTUP VAR! NE MUTLU ANLAYANA!...

Bir padişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de, zahirî mün'imleri ( Görünen Sebepleri ) medih (minnet) ve muhabbet edip Mün'im-i Hakikîyi ( Hakiki niğmet vereni ) unutmak, ondan bin derece daha belâhettir.

İneğin üzerindeki Türk bayrağı

İbadet Ona mahsus olduğu gibi, hamd ü senâ dahi Ona hastır.

İbadet ettiğin ve tanıdığın Hâlık-ı Zülcelâlin vaadine iman ve itimad et.

Risale-i Nur

Cenab-ı Hak Esmasının güzelliğini eserleri olan kâinatta gösterdiği gibi bazende unutan kullarına markasıyla hatırlatıyor.

PETEKTEKİ MUCİZE İşte Petekteki Mucize. Her insanın kalbine atılan ve son olarak da bir bal peteği üzerine yansıyan muhteşem imza. En usta hattatları dahi hayrette bırakacak kadar net ve göz kamaştırıcı. 1984 Mayıs ayı içinde, Gerçeğe doğru dergisinin merkez binasında sergilendiği bu ilâhi imza, başta ilim adamları ve bal üreticileri olmak üzere, on binlerce ziyaretçiyi büyük bir hayranlıkla tefekküre sevk ediyordu. - Nâhl sûresinin 68 ve 69 âyetlerinde, açıkça verilmiştir. - Bu ayetlerde "Rabbin, balarısına; "Dağlarda, ağaçlarda ve hazırlanmış olan kovanlarda yuva edin, her çeşit üründen ye, sonra da Rabbinin işlemen için gösterdiği yollardan yürü diye, vahyetti. Karınlarından insanlara şifa olan çeşitli renklerde bal çıkar. Düşünen bir millet için, bunda ibret vardır" - Evet, küçük bir vücud. Fakat taşıdığı sanat cihetiyle akıl almayacak kadar büyük Yani, üzerinde Allah (c.c.) yazsa da mu'cize, yazmasa da. Bizlere elsiz bir böcekten ipekleri giydiren Rabbimiz, zehirli bir böcekten de balı yedirir ve yine bizlere ihsan ettiği akıl nimeti ile kendisini tanımamızı ister. Onu tanıyan ve itaat edenlere ne mutlu. Ve onlar için eserler üzerindeki ilâhi imzayı görmek ne kadar kolay. O'na inananlar için arının zehiri de güzeldir, balı da. Ve O'nun kudretini görenler için konvanda da Allah yazar, petekte de. Yeter ki o gözler, görmek istesin. - Bak o Hâkim-i Zülcelâle nasıl kitab-ı mübinin düsturlarından, arı vazifesine ait miktarını bir teskerede yazmış, arının başıdaki sandukçaya koymuştur. O sandukçanın anahtarı da vazife perver arıya has bir lezzettir. ONUNLA SANDUKÇAYI AÇAR, PROGRAMI OKUR, EMRİ ANLAR, HAREKET EDER. -Mesnevi Nuriye-

Dünyamıza Uzaydan görünüş.

Uzaydan çekilen bu fotoğraf, bize Halıkımızı net bir ifade ile gösteriyorki; Bulutlarda oluşan bu ALLAH lafzı bu yeryüzü Dünyamızın ve mülk sahibinin kim olduğunu biz insan'a gösteriyor ve lisanı haliyle diyor ki; mülkü sahibine teslim et. mülk umumen onundur ve istediği gibi tasarruf eder.

Deve ve Güneşin Alevleri.

GÜNEŞ VE DEVE Yandaki fotoğraf, güneşteki termonükleer reaksiyonlar sonucunda meydana gelen ve milyonlarca kilometre uzağa fırlatılan dev alevlere aittir. Daha 14 asır öncesinden "saray" gibi muhteşem oldukları ifade edilen ve sarı develere benzetilen bu alevler, fezanın karanlıklarıyla birlikte Kur'an'ın da bir başka mucizesini aydınlatıyor. Resimlerdeki alevlerin çift hörgüçlü develere benzemesi, son derece hayret vericidir. Üstelik ilim adamlarının bu reaksiyonlar hakkında elde ettiği son bilgiler, Mürselat Sûresinin 31 ve 32. Âyetleriyle her noktada uyum saplamaktadır. "Muhakkak o ateş, öyle kıvılcımlar atar ki, her biri saray gibi. Sanki o kıvılcımlar, sarı deve sürüleri." Dev teleskopların daha dün görebildikleri gerçekleri, Kur'an'ın 14 asır öncesinden keşfedip erkesin anlayacağı şekilde tarif etmesi, tamamen kör ve sağır olmayan insanların, O'nu tasdik etmesiyle sonuçlanmaktadır. Âyeti kerimeyi sunuyoruz. "Yakında biz onlara ufuklarda ve kendi nefislerinde âyetlerimizi (gerçekleri) göstereceğiz. Hatta onların hakikat olduğu, kendilerine tebeyyün edecektir. (Apaçık görünecektir.)" Fussilet Sûresi 53 âyet.

Balık üzerinde Allah lafzı

Yandaki resimde balığın üzerindeki işarette gösteriyorki; deniz altındaki mahlukların bile imdadına koşan ve seslerini işitenin kim olduğunu haykırıyor. Evet, bir balık, binler yumurta, binler yavru ve bazan bir milyon yumurtadan ibâret olan havyardan çıkan tevellüdât-ı semekiyeye nisbeten vefiyatları bulunacak-tâ ki muvâzene-i bahriye muhâfaza edilebilsin. Rahîmiyet-i İlâhiyenin lâtif cilvelerindendir ki, valide balıkların yavrularıyla nisbetsiz bir tefâvüt-ü cismîde bulunduklarından, yavrulara valideleri kumandanlık edemiyorlar. Sokuldukları yere giremedikleri için, Hakîm ve Rahîm, yavrular içinde onlara küçük bir kumandan çıkarıp, validelik vazifesini o küçük kumandancıklara gördürür.

Bir mahluka iki baş veren yine aynı kişinin iradesi

"Görmedin mi ki  Allah bulutları dilediği yere sevk eder, sonra onları birleştirir ve üst üste yığar. Sonra da onun arasından yağmur tanelerinin süzüldüğünü görürsün. Gökteki dağ gibi bulutlardan,  Allah, dolu taneleri indirir ki, onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de onu uzak tutar.

Kur'anı Kerimin Tamamından oluşan Allah ismi celili

"Sonra iradesini semâya yöneltti ve gökleri yedi tabaka olarak tanzim etti. O herşeyi hakkıyla bilendir." Bakara Sûresi, 2:29.

Bismillah her hayrın başıdır

Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları "Bismillâh" der, sert olan taş ve toprağı deler, geçer. Allah namına, Rahmân namına" der; herşey ona musahhar olur.

"Çürümüş kemikleri kim diriltir?" Yâsin Sûresi, 36:78.

Domates diğer yarısı

Şüphesiz ki bunda gören gözler için bir ibret vardır. Allah, hareket eden her canlıyı bir çeşit sudan yaratmıştır. Onlardan kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki ayak üstünde yürür, kimi dört ayak üstünde yürür. Allah dilediğini dilediği şekilde yaratır. Allah'ın kudreti muhakkak ki herşeye yeter." Nur Sûresi,

Elimizin sahibi hakikisi

"Yedi gök ve yer ve içindekiler Onu tesbih eder." İsrâ Sûresi, 17:44.

Kalbin Ayinesi

Her insanda bir Kalp var. Bir kalp ise, hem dâirede, hem hâriçte olamaz.

Risale-i Nur

Firavunu ibret için gönderdik

ÜÇ BİN YILLIK MUCİZE (FİRAVUN) 3000 yıllık bir ceset düşününüz. İlaçlanmamış, mumyalanmamış, dondurulmamış. Fakat buna rağmen vücudu bozulmamış, etler dökülmemiş, tüyler kaybolmamış, Kur'an-ı Kerim'in bir hükmünü - Yunus suresinin 90 ve 91. Âyetleri, bu hâdiseyi şöyle anlatıyor. "İSRAİLOĞULLARINI DENİZDEN GEÇİRDİK. FİRAVUN VE ASKERLERİ, HAKSIZLIK VE DÜŞMANLIKLA ARTLARINA DÜŞTÜLER. FİRAVUN BOĞULACAĞI ANDA İSRAİLOĞULLARININ İMÂN ETTİĞİNDEN BAŞKA (Yani Allah'tan başka) BİR İLÂH OLMADIĞINA İNANDIM, ARTIK BEN DE MÜSLÜMANLARDANIM" DEDİ- teyit (doğrulamak) etmek için, yüce bir kudret tarafından asırlar boyunca muhafaza edilmiş. Şu anda ingiltere'deki bir müzede teşhir edilen ve gören gözeleri dehşete düşüren bu mucizenin Türk Efkar-ı umumiyesine ilk defa duyurulmasıyla, önemli bir gerçeği sergilemiş olduğumuza inanıyoruz. ? Musa Aleyhis selama karşı muharebe eden Firavun, gark olacağı (boğulacağı ) zaman imân etmiş. Gerçi, sekerat (ölüm) vaktinde o imân makbul değil. Fakat o makbul olmayan imânına, imânın mâhiyetine hürmet için bir mükafat olarak Cenab-ı Hak, o Firavun'un bedenine necat vereceğini haber veriyor... İşte bu ayetin (Yunus Suresi 92.âyet) bir mucizesi olarak, o gark olan firavunun cesedi aynen bulunmuş. Şimdi Londra'da bir müzede muhafaza ediliyor. Seyyahlar onu temaşa ediyorlar.(seyrediyorlar) Risale-i Nur Külliyatından Ankara Üniversitesinde verilen Konferans-Sayfa 35

Rızkın Geldiği yer

"Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır." Zâriyat Sûresi, 51:58.

Sahibi Hakikisi kim olduğunu irae eder.

"Attığın zaman da sen atmadın, ancak Allah attı." Enfâl Sûresi, 8:17.

İnsanın ve diğer canlı cansız tüm kînatın sahibini irae ediyor.

 

Semanın Yıldızları

Yüce Rabbimizin bize mektubu olan Kâinat kitabını iyi okumak lazım.

İnsanın yaratılışı

Bu mucize, Cenab-ı Hakkın bize bir ikramı (fenlerin diliyle) Peygamberini gönderiyor, ve O'nun aracılığıyla emirlerini bildiriyor ve Kâinatın halıkı olduğunu bildiriyor ve yazarını Kur'anın bütününde sırlı bir şekilde sahibini tanıttırıyor. Evet Sureler, âyetler ve onları ifade eden noktalar, "ALLAH" lafzını gösterecek şekilde sıralanmışlar ve böylelikle KÂİNATTAKİ BİR TEK NOKTANIN DAHİ, O'NUN KUDRETİ VE DAİRESİ DIŞINA ÇIKAMAYACAĞINI İSPATLAMIŞTIR

Buna insan aklı dahi tasavvur edemez.

Ağaçtaki mükemmellik

Cenab-ı Allah, Ağacın vesilesiyle insan'a vazifesinin ibadet olduğunu bildiriyor. Hayvanların, Bitkilerin, Ağaçların, hepsinin bir gayesi, bir vazifesi, bir görevi var, peki insanın asıl vazifesi nedir? veya meyvesi nedir? "İnsanın asıl vazifesi teellümle tekemmüldür. (ibadet ile duadır.)" Risale-i Nur.

İlginç olan berzerliğinden ziyade sanatçada mükemmelliği ve hiç biririne benzememeside vardır.

birbirinin misli ve benzeri, mahsur ve mahdut sayıda yumurta ve katrelerden (damlalardan) muntazam, muhtelif, (değişik ve tek) mütenevvi ve gayr-ı mahsur suretlerinin fethi (yaratılması) hakikatinin kat'î delâletiyle beraber, iradeli icad ve sun' ve ibdâ' hakikatinin ve kasdî temyiz ve tezyin hakikatinin ve hikmetli takdir ve tasvir hakikatinin azamet-i ihatasının şehadetiyle, Onun vahdet (birliği) içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.

Muallakta duran kaya

Anne karnındaki çocuk

"Görmedi mi o insan? Biz onu bir damla sudan yarattık da, sonra o Bize ap açık bir düşman kesiliverdi." Yâsin Sûresi, 36:77.

Esma-i İlahinin bir tecellisi

 

Secde eden kayalık

Bu semaların bir kısmı, seyyarat balıklarına denizdir; bir kısmı da sabit yıldızlara mezraadır; bir kısmı da sema çiçekleri hükmünde olan derâri yıldızlara bahçe ve bostandır.

 

Kalpte Allah lafzı

 

Sanat-ı İlahinin Dünyaya gelişi

 

Anne karnındaki Sanat-ı İlahinin oluşumu

 

Yufka üzerine Allah lafzı

 

Sanat-ı İlahi

 

Sanat-ı İlahi

O ağaçların ve nebatların ve herbir yaprak ve çiçek ve meyve ve kök ve dal ve budak gibi herbirisinin herbir şeyini, herbir işini bilerek, görerek faydalara, maslahatlara, hikmetlere göre yapılmakla, Senin ilminin herşeye ihatasına ve hikmetinin herşeye şümulunü pek zâhir bir surette delâlet ve hadsiz parmaklarıyla işaret ederler.

 

Sanat-ı İlahi

Evet, acaib-i san'at ve garaib-i hilkat noktasında cüz'iyat külliyattan geri değil; çiçekler yıldızlardan aşağı değil; çekirdekler ağaçların mâdûnunda değil; belki çekirdekteki nakş-ı kader olan mânevî ağaç, bağdaki nesc-i kudret olan mücessem ağaçtan daha aciptir.

 

Sanat-ı İlahi

O Bahar mevsiminde, birkaç gün zarfında, nev-i beşerin umumundan bin derece ziyade olan umum ağaçların, bütün yapraklarıyla beraber, evvelki baharın aynı gibi, birden mükemmel bir surette inşaları ve yine umum ağaçların umum çiçekleri ve meyveleri ve yaprakları, geçmiş baharın mahsulâtı gibi, berk gibi bir sür'atle icadları...

 

Sanat-ı İlahi

 

 

Sanat-ı İlahi

 

Sanat-ı İlahi

 

Sanat-ı İlahi

Âlemde tesadüf yoktur. Evet, bilhassa bahar mevsiminde, küre-i arz bahçesinde, bütün ağaçların dallarında, çiçeklerin yapraklarında, mezrûatın sümbüllerinde hikmet bülbülleri, hikmet âyetlerini tanaggum ve terennümle inşad ettikleri iman kulağıyla, basiret gözüyle dinlenilirse, tesadüf şeytanları bile kabulle hayran olurlar.

 

Sanat-ı İlahi

Ağaçların yaratılış ve yaşayışındaki olağanüstülük ve birlik tecellîsi.

 

Gülen Arı

Gülen Arı

 

Sure-i İhlas

SURE-İ İHLAS'IN DİZİLİŞİ YUKARIDAN AŞAĞIYA DOĞRU

 

İlginç Resimlerden bizlere yollayabilirsiniz.

Umum kardeşlerimize birer birer selâm ve dualarımızla

Bakî Selamlar

Bu site http://www.nurkalesi.com temel olarak hazırlanmıştır. nurkalesi © 2008